Gönderen: SELMA GÖKTANER in bir etiket on
Eyl 10, 2008
Bebeğimle en keyif aldığım şey beraber banyo yapmaktı. onu kucağıma alır mıncıklaya mıncıklaya yıkamaya bayılırdım kızımda tam ısırmalık bir bebek toombik tombik kolları bacakları boğum boğumdu . oda suyu çok severdi tek bir şey hariç kafasından suyun dökülmesinden hiç hoşlanmazdı onun dışında bayılırdı suya köpüklerle oynamaya.ben de onun için önce vücudunu yıkar sonra başını yıkardım banyo keyfini bozmamak için. 1 yaşını daha yeni doldurmuştu . mart ayının son günleriydi. havalar serindi evimiz sobalıydı üşümesin diye evi iyice ısıttık banyodada elektrkli ısıtıcıyla iyice ısttıktan sonra önce ben banyayoya girdim biraz daha sıcak olsun diye önce ben kendimi yıkamıştım sonuçta sıcak suyun akması ilede banyo iyice ısınmıştı. arkasından eşim iroşkayı soyup kucağıma verdi beraber yıkanmaya başladık ama busefer kızım niye ise huzursuzdu bu sefer banyodan keyif almadığını düşündüm benimde kulaklarımda uğuldama kalbim hızlı hızlı atmaya başlamıştı heralde çok sıcakta kaldım bebişim bu kadar sıcaktan hoşlanmadı diye düşündüm ama kızım hareketleride bi tuhaftı suyu döktükçe boğulur gibi oluyor zor nefes alıyordu biranda sanki morarmaya başladı bende kendimi daha kötü hissetmeye başladım eşime seslendim iroşkayı banyodan çıkarsın diye panikle eşim banyoya girdi bebeğimi havlusunsa sardığında onun başının düştüğünü gördüm bi an ve bağırmaya başladım hemen cama götür diye eşim de çok panik bir insandır bir an ne yapacağını şaşırdı hemen banyodan çıkardı bebeğimi. ben de apar topar çıktım banyodan ama zor ayakta duruyordum. sendeliyor düşüyor ama kalkıyor ve eşime bağırıyordum birşeyler yapması için. bu arada eşimde telaşla camı açmış iroşkaya temiz hava aldırmaya çalışıyor bi taraftan da henüz 13 yaşında olan kızıma bağırıyordu telefon aç taksi çağır hızır acili ara diye kızım da şaşırmış tı ne yapacağını gerçi hastanelere çok yakındık ama bebeğim hala baygın başı omuzuna düşmüştü onu o halde görünce kendimi topluyor yerden kalkıyor giyinmeye çalışıyordum bir an önce hastaneye götürmek için. biz giriş katında oturyorduk koşarak gitsek hastaneye en fazla heralde 10 dakikada giderdik ama bi tarftanda donmuş olan eşim ne yapacağını şaşırmıştı bebeğimiz kucağında ben yalpalayarak hareket etmeye çalışıyorum kime bakacağını şaşırmış vaziyetteydi. kızım canımın içi gizemci direk cama fırladı ve sesinin bütün gücüyle bağırmaya başladı "imdat yetişin kardeşim zehirlendi annem zehirlendi" bağırması okadar etkili olmuştuki bütün apartman hemen bize dolmuş sokak komşularımız kapıya gelmişti hemen komşular arabalarını hazırlamış kızımı havluya sarılı vaziyette hasteney götürmüşlerdi kalanlarda beni başak bir arabaya bindirmiş hastaneye doğru yola çıkmıştık bebeğim küçük olduğu için onu çocuk acle götürmüşler benide normal acile götürmek istemişlerdi ama ben bir an önce bebeğimin yanında olmak onu görmek istiyordum hemen bütün gücümle onun yanına koştum bebeğim muayene masasında ağzında oksijen maskesi takılı çırılçıplak ama elleri ayakları havada geziyordu oksijen maskesi ile mücadele ediyordu çıkarmak için. onun iyi olduğunu gördüm anda artık ben yığılmıştım daha sonra kendimi oksijen maskesi takılı doktorlar başımda kan alırken bulmuştum . ama genede bebeğimin yanında olmak istiyor sürekli onu soruyordum. gazetelerde televizyonda haberlerde hep bu şofben zehirlenmesi olayını duyduğum zaman kişiler kızar hiç mi koku almaz bu insalar derdim ama maalesef bu öyle bişey değilmiş bir anda ne olduğu anlamadan yığılıp kalıyorsunuz eğer böyle bir ısıtıcı kullanıyorsanız ve banyoda kulaklarınızda uğuldama kalbinizde çarpıntı oluyorsa biran önce ordan çıkın ve banyo kapısınıda sakın kitlemeyin. biz çok büyük bir kazayı neyseki hayati bir tehlike olmadan atlatmıştık. ama bu olaydan sonra kızım çırılçıplak cama çıkıp hastaneye koşturulduğu için bronşit olmuştu ama biz tabiki bunada şükrettik bir yerlerde birilerin duaları kızımı ve beni korumuştu...
Gönderen: SELMA GÖKTANER in bir etiket on
Eyl 09, 2008
iroşka nihayet doğmuştu doğum masasından kalktıktan sonra beni tekerlekli sandalyeye oturtmuşlar bebişimi hazırlıyorlardı hemşireler bebeği kimin kucağına verelim diye bana soruyorlardı bende gülümseyerek tabiki benim kucağıma dedim onu okadar çok beklemiştimki heycanla kimsenin kucağına verilmesine izin veremezdim. beni yatağıma aldıklarında benim gözüm bu sefer de canım kızım gizemimi arıyordu. iremi heycanla bekleyen beni enzor günlermde yaptığı muzipliklerle güldüren ama aynı korkuyu kendisi de yaşadığı halde beni üzmemek için çaba sarfeden canım kızımı çünkü bu kardeşi çok beklemişti. herkesin bir kardeşi var benim yok diye gözyaşı döken . yengesinin ikiz bebekleri olacağını haber verdiğimde sevineceğini beklerken onların zaten kardeşi var şimdi gene oluyor oysa benim hiç kardeşim yok diyen ve üstünüstlük 2.hamileliğimin düşükle sonuçlanmasından dolayı büyük üzüntü yaşayan ve hamileliğimde birtakım problemler yüzünden bana sürekli moral veren canım kızımı .... odaha 12 yaşındaydı sadece 5 gün önce 12 yaşını doldurmuştu bazen karnım sertleşir top gibi olurdu oda karnımı okşayarak "meraba meraba irem göktaner ne o pek gerginsiniz buğün" der karnım hemen yumuşar kardeşi hemen sakinleşirdi. 9 ay boyunca hep kardeşiyle konuştu onu bir an önce kucağına almak istiyordu. ve nihayet gizemim gelmiş odanın kapısında gözleri yaşlı donup kalmıştı kımıldayamıyordu belki de bir rüya ve bu rüyanın bozulmasını istemiyordu. az sonra yanımıza yaklaştı ve sevinçle ağlayark şimdi bu küçücük şey benim kardeşim mi diye kucağına alarak derin derin onu koklayarak içine çekti. gizemim ve iremim buluşmuşlardı artık canım kızım ve aşkım kızım .....
Gönderen: SELMA GÖKTANER in bir etiket on
Eyl 09, 2008
şüphe etmek kuşku duymak çok kötü bişey.... bebeğimde down sendrumu riski yüksek olduğundan yapılan amniyosentez sonucunda herşey normal çıkmıştı. rahat bir nefes almıştım ama genede içimde hep bir korku kalmıştı çünkü genlerinde bi bozukluk yoktu ama trizomi 18 denieln şekil bozukluğuda olabilirdi. aklıma artık kötü şeyler getirmek istemiyordum ama beynimin bir köşesinde de hep birşeyler kemiriyordu. nihayet hamileliğim bitiyordu ilk hamileliğimi 20 yaşında yaşamış zamanın nasıl akıp gittiğini anlamamıştım ama bu hamileliğimi 32 yaşında yaşamıştım ve zaman çok ağır geçiyordu aylar değil haftalar bile o kadar ağır geçiyordu ki işten gelmiştim hafif hafif kasıklarımda sancı vardı ama doğum sancısıdır diye düşünmemiştim çünkü daha evvel de böyle aldatmaca sancılar olmuştu ama busefer pembemsi olan doğum nişanı dedikleri işaret de gelmişti. anladım ki bizim ufaklık hazırlıklara başlamış ama sancılarım sıklaşmadan hastaneye gitmrk istemiyordum orada sancı çeken bayanları görünce daha kötü oluyordum. ama nerdeeeeeee.. annem gelmiş komşular toplanmıştı bile ... annem takmış bak çocuğun suyu azalır kuruya kalırsın zor doğurursun ... annemi ikna etmek kolaymı daha önce doğum sancısı yaşamış bir insan olarak bu kadar sancı ile doğumun olamayacağnı biliyor ve bu sancıya dayanabiliyordum... ama annemin fendi beni yendi ve hastanenin yolunu tuttuk ilk muayene suyun gayet yeterli olduğu ve daha açılma olmadığını söylemekle beraber beni bırakmak istemediler evet işte geceyi hastanede geçirmek zorundaydım. gerçi sancılarım da artmaya başlamıştı ben 12 yıl aradan sonra 2.doğumumu yapacaktım. ama ilk doğumu yapacak olan genç anneleri görünce ister istemez onların korkuları benide etkiliyordu. çok zor bi geceydi beni bir makineye bağlamışlar sürekli bebeğim kalp atışlarını dinliyorlardı bir ara bebeğimde bi anormallik oldu bana bişey demediler ama doktorlar asistanlar başıma üşüştü. daha sonra ultrasonda baktılar herşey normaldi birşey hariç "bebeğin kafası normalden çok küçük" evet doktor bunu dedi ve ben hemen down sendurumu olayını düşündüm bunla alakalı bi anormallik miydi acaba gece olduğu için siğorta hastanesinde 1 uzman 1 asistan doktor vardı uzman doktor böyle diyordu ama 9 ay boyunca gittim doktorum kafası ile ilgili bi annormallikten hiç bahsetmemişti ben anne olarak bebeğimde oluşabilecek herhangi birşeyden dolayı ağlamaya başlayıncada doktorun beni teselli etmek için mi artık söylediği laflar iyice içime oturmutu bana demiştiki "9 ay taşımışsın ne o doğurmayacakmısın" bu sözler beni daha çok acıtmıştı bir taraftan doğum sancılarını verdiği acı bir taraftan doktorun söylediği sözler çok acı vermişti bana işte insanlar bu yüzden siğorta hastanelerinde doğurmak istemiyor doğum yapacak kadına rahatlatacak sözler söylenmesi gerekirken azarlarcasına kızarcasına söylenen davranışlar ve sözler yüzünden ... gerçi diyeceksiniz sürekli doğum yaptırmak artık kimseyi teselli edecek rahatlatacak sözler kalmamıştır diyeceksiniz ama öyle değil işte özel hastanelerde annelere özel bir insan olduğu hissini verirken ssk ve devlet hastanelerinde durum pek de böyle değil... neyseki o gece doktor Ayşe'de ordaydı . nöbetçi asistan doktorumuz ufak tefek çok sevimli bi insandı diğerlerinin aksine uzman doktorun açıklamından sonra ağladığımı görünce beni teselli etmek için yanıma gelmiş üzülme o kadar da küçük değil hem bak sen ne güzel tarama testlerinden geçmişsin bir problem çıkmamış dedi. verdiği en güzel örnek de bak sonra senin de kafan vücüduna göre küçük ...evet doğru benim de eşimin de kafalarımız vücudumuza oranla daha küçüktür. biran içim sevinçle doldu sabah oldu öğlen oldu suni sancı sonunda bebeğim 15,15 de doğdu ay çöreği gibi bi kızım oldu canım kızım gizemin kardeşi irem doğdu....